ayık

كَانَ السَّائِقُ صَاحِيًا طَوَالَ الرِّحْلَةِ.

Şoför yolculuk boyunca ayıktı.

الِاسْتِيقَاظُ مُبَكِّرًا وَأَنَا مُسْتَيْقِظٌ تَمَامًا يَجْعَلُنِي أَبْدَأُ يَوْمِي بِنَشَاطٍ.

Sabah erkenden ayık bir şekilde kalkmak, güne zinde başlamamı sağlıyor.

كَانَ الْجَمِيعُ فِي الْحَفْلَةِ فِي حَالَةِ سُكْرٍ، فَقَطْ أَنَا حَاوَلْتُ أَنْ أَبْقَى غَيْرَ سَكْرَانَ.

Partide herkes sarhoştu, sadece ben ayık kalmaya çalıştım.

İlişkili Kelimeler