ayıplamak

اسْتَنْكَرَ الْمُجْتَمَعُ بِشِدَّةٍ سُلُوكَهُ غَيْرَ الْأَخْلَاقِيِّ هَذَا وَنَبَذَهُ.

Toplum, onun bu ahlaksız davranışını şiddetle ayıpladı ve dışladı.

عَابَ أَبِي عَلَيَّ تَأَخُّرِي عَنِ الْمَوْعِدِ.

Babam randevuya geç kaldığım için beni ayıpladı.

لَامَهُ الْجَمِيعُ عَلَى الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ، لَكِنَّهُ حَاوَلَ الدِّفَاعَ عَنْ نَفْسِهِ.

Herkes onu yaptığı hatadan dolayı ayıpladı, ama o kendini savunmaya çalıştı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler