ayıran

يَتَمَتَّعُ هَذَا الْمَنْشُورُ بِخَاصِّيَّةٍ فَاصِلَةٍ لِلضَّوْءِ إِلَى أَلْوَانٍ مُخْتَلِفَةٍ.

Bu prizma, ışığı farklı renklere ayıran bir özelliğe sahiptir.

هَذِهِ الْعَدَسَةُ هِيَ أَدَاةٌ بَصَرِيَّةٌ تُفَرِّقُ الضَّوْءَ عَنْ طَرِيقِ تَشْتِيتِهِ.

Bu mercek, ışığı dağıtarak ayıran bir optik araçtır.