ayak

قَدَم — أَقْدَام

سَقَطَ الْكُرْسِيُّ عَلَى قَدَمِي فِي الْمَطْبَخِ، وَبَقِيتُ فِي الْبَيْتِ طُولَ الْيَوْمِ.

Mutfakta sandalye ayağımın üstüne düştü ve bütün gün evde kaldım.

رِجْل — أَرْجُل

وَقَفَ الْوَلَدُ أَمَامَ الْبَابِ وَوَضَعَ رِجْلَهُ الْيُمْنَى عَلَى الْكُرْسِيِّ.

Çocuk kapının önünde durdu ve sağ ayağını sandalyenin üstüne koydu.

قَاعِدَة — قَوَاعِد

قَاعِدَةُ الْمِصْبَاحِ قَوِيَّةٌ جِدًّا، لِذَلِكَ لَا تَنْقَلِبُ بِسُهُولَةٍ.

Lambanın ayağı çok sağlam olduğu için kolay kolay devrilmiyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler