نَتِيجَةً لِتَمَرُّدِ الشَّعْبِ، اضْطُرَّتِ الْحُكُومَةُ إِلَى الِاسْتِقَالَةِ.
Halkın ayaklanması sonucu hükümet istifa etmek zorunda kaldı.
نَتِيجَةً لِتَمَرُّدِ الشَّعْبِ، اضْطُرَّتِ الْحُكُومَةُ إِلَى الِاسْتِقَالَةِ.
Halkın ayaklanması sonucu hükümet istifa etmek zorunda kaldı.
بَدَأَتِ انْتِفَاضَةٌ كَبِيرَةٌ فِي الْبِلَادِ وَأَصْبَحَ كُلُّ مَكَانٍ فِي حَالَةٍ مِنَ الْفَوْضَى.
Ülkede büyük bir ayaklanma başladı ve her yer karıştı.
أَدَّتِ الثَّوْرَةُ إِلَى تَغْيِيرِ الْهَيْكَلِ السِّيَاسِيِّ لِلْبِلَادِ بِالْكَامِلِ.
Ayaklanma, ülkenin siyasi yapısını tamamen değiştirdi.
قِيَام، أَعْمَال شَغَب، قَوْمَة