ayartıcı

مِنَ الصَّعْبِ جِدًّا رَفْضُ هَذَا العَرْضِ المُغْرِي.

Bu ayartıcı teklife hayır demek çok zor.

ابْتِسَامَتُهُ الْفَاتِنَةُ تُؤَثِّرُ عَلَى الْجَمِيعِ.

Onun ayartıcı gülüşü herkesi etkiliyor.

حَاوَلَ خِدَاعَهُ بِالتَّحَدُّثِ بِطَرِيقَةٍ إِغْوَائِيَّةٍ.

Ayartıcı bir şekilde konuşarak onu kandırmaya çalıştı.

Eşdizimler