لَقَدْ مَلِلْتُ مِنَ التَّجَوُّلِ عَاطِلًا طَوَالَ الْيَوْمِ.
Bütün gün aylak aylak dolaşmaktan sıkıldım.
لَقَدْ مَلِلْتُ مِنَ التَّجَوُّلِ عَاطِلًا طَوَالَ الْيَوْمِ.
Bütün gün aylak aylak dolaşmaktan sıkıldım.
بِصِفَتِهِ طَالِبًا كَسُولًا، لَمْ يَدْرُسْ دُرُوسَهُ أَبَدًا.
Aylak bir öğrenci olarak derslerine hiç çalışmıyordu.
بَقِيَ الْوَلَدُ كَسْلَانَ طُولَ الْعُطْلَةِ وَلَمْ يَفْعَلْ شَيْئًا.
Çocuk bütün tatil boyunca aylak kaldı ve hiçbir şey yapmadı.
عِرْبِيد، مُتَسَكِّع