ayrıca

اشْتَرَتْ أُمِّي الْخُبْزَ مِنَ الْمَخْبَزِ، وَاشْتَرَتْ أَيْضاً بَعْضَ الْحَلِيبِ لِلْأَطْفَالِ.

Annem fırından ekmek aldı, ayrıca çocuklar için biraz süt de aldı.

أُحِبُّ الْقِرَاءَةَ، وَكَذَلِكَ أُحِبُّ مُمَارَسَةَ الرِّيَاضَةِ.

Okumayı seviyorum, ayrıca spor yapmayı da seviyorum.

يَعْمَلُ فِي الشَّرِكَةِ، وَبِالْإِضَافَةِ إِلَى ذٰلِكَ يُشَارِكُ فِي الْعَدِيدِ مِنَ الْأَنْشِطَةِ التَّطَوُّعِيَّةِ.

Şirkette çalışıyor, ayrıca birçok gönüllü faaliyete katılıyor.

Ayrıca: فَضْلًا عَنْ