ayrılanmak

قَرَّرَ الزَّوْجَانِ الِانْفِصَالَ فِي النِّهَايَةِ نَتِيجَةَ خِلَافَاتٍ طَوِيلَةِ الْأَمَدِ، وَكَانَ ذَلِكَ مُحْزِنًا لِلْغَايَةِ.

Çift, uzun süren anlaşmazlıklar sonucu sonunda ayrılanmaya karar verdi, bu çok üzücüydü.

بَدَأَ أَفْرَادُ الْعَائِلَةِ فِي التَّفَرُّقِ بِمُرُورِ الْوَقْتِ عِنْدَمَا انْتَقَلُوا إِلَى مُدُنٍ مُخْتَلِفَةٍ، وَضَعُفَتْ رَوَابِطُهُمْ.

Aile üyeleri farklı şehirlere taşınınca zamanla ayrılanmaya başladılar, bağları zayıfladı.

انْعَزَلَ الْكَاتِبُ عَنِ الْمَدِينَةِ الْمُزْدَحِمَةِ وَاسْتَقَرَّ فِي قَرْيَةٍ هَادِئَةٍ لِلْعَمَلِ عَلَى رِوَايَتِهِ الْجَدِيدَةِ.

Yazar, yeni romanı üzerinde çalışmak için kalabalık şehirden ayrılanarak sakin bir köye yerleşti.

İlişkili Kelimeler