azmettirmek

أَلْقَتِ الشُّرْطَةُ الْقَبْضَ عَلَى الرَّجُلِ بِتُهْمَةِ التَّحْرِيضِ عَلَى الْجَرِيمَةِ.

Polis, adamı suçu azmettirmekten tutukladı.

دَفَعُوهُ إِلَى الْكَذِبِ.

Onu yalan söylemeye azmettirdiler.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler