böğür

خَاصِرَة — خَوَاصِر

جَاءَتْ رَكْلَةٌ عَلَى خَاصِرَةِ الرَّجُلِ.

Adamın böğrüne bir tekme geldi.

جَنْب — أَجْنَاب

اصْطَدَمُوا بِجَنْبِ السَّيَّارَةِ.

Arabanın böğrüne çarptılar.

سَفْح — سُفُوح

كَانَتْ هُنَاكَ قَرْيَةٌ صَغِيرَةٌ عَلَى سَفْحِ الْجَبَلِ.

Dağın böğründe küçük bir köy vardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler