زَأَرَ الثَّوْرُ بِغَضَبٍ وَضَرَبَ الْأَرْضَ.
Boğa öfkeyle böğürdü ve yere vurdu.
صَرَخَ الرَّجُلُ مِنَ الأَلَمِ.
Adam acı içinde böğürdü.
سَمِعْنَا الْبَقَرَةَ تَرْغُو فِي الْمَزْرَعَةِ.
Çiftlikte ineğin böğürdüğünü duyduk.
نَعَرَ