يَتَبَاهَى بِنَجَاحَاتِهِ بِاسْتِمْرَارٍ.
Başarılarıyla sürekli böbürleniyor.
يَتَبَاهَى بِنَجَاحَاتِهِ بِاسْتِمْرَارٍ.
Başarılarıyla sürekli böbürleniyor.
لَيْسَ مِنَ اللَّطِيفِ التَّفَاخُرُ أَمَامَ النَّاسِ.
İnsanların önünde böbürlenmek hoş değil.
تَغَطْرَسَ الْوَلَدُ بَعْدَ أَنْ فَازَ بِالْمُسَابَقَةِ.
Çocuk yarışmayı kazandıktan sonra böbürlendi.
أَفْخَرَ، تَبَجَّحَ، بَاهَى، تَعَجْرَفَ، اِخْتَالَ، بَجِحَ، غَطْرَسَ