قَامَ الباحِثُونَ بِتَقْسِيمِ المُشَارِكِينَ إِلَى مَجْمُوعَاتٍ مُخْتَلِفَةٍ حَسَبَ أَعْمَارِهِمْ.
Araştırmacılar, denekleri yaşlarına göre farklı gruplara bölümlediler.
قَامَ الباحِثُونَ بِتَقْسِيمِ المُشَارِكِينَ إِلَى مَجْمُوعَاتٍ مُخْتَلِفَةٍ حَسَبَ أَعْمَارِهِمْ.
Araştırmacılar, denekleri yaşlarına göre farklı gruplara bölümlediler.
قَامَ أَمِينُ المَكْتَبَةِ بِتَصْنِيفِ الكُتُبِ الجَدِيدَةِ حَسَبَ مَوَاضِيعِهَا وَوَضْعِهَا عَلَى الرُّفُوفِ.
Kütüphaneci, yeni gelen kitapları konularına göre bölümleyerek raflara yerleştirdi.
قَامَ عُمَّالُ المَصْنَعِ بِفَرْزِ المُنْتَجَاتِ المُصَنَّعَةِ مِنْ خِلَالِ فَحْصِ الجَوْدَةِ وَفَصْلِ المُنْتَجَاتِ المَعِيبَةِ.
Fabrika işçileri, üretilen ürünleri kalite kontrolünden geçirerek kusurlu olanları bölümlediler.