إِنَّهُ سَاذِجٌ جِدًّا، يُمْكِنُ لِلْجَمِيعِ أَنْ يَكْذِبُوا عَلَيْهِ بِسُهُولَةٍ.
O kadar bön ki, herkes ona kolayca yalan söyleyebilir.
إِنَّهُ سَاذِجٌ جِدًّا، يُمْكِنُ لِلْجَمِيعِ أَنْ يَكْذِبُوا عَلَيْهِ بِسُهُولَةٍ.
O kadar bön ki, herkes ona kolayca yalan söyleyebilir.
كَانَ يَنْظُرُ حَوْلَهُ بِنَظَرَاتٍ غَافِلَةٍ، وَلَمْ يَفْهَمْ شَيْئًا.
Bön bakışlarıyla etrafına bakınıyor, hiçbir şey anlamıyordu.