bükmek

ثَنَى الْخَيَّاطُ الْقُمَاشَ ثُمَّ خَاطَهُ.

Terzi kumaşı büktü, sonra dikti.

طَوَتْ أُمِّي الْمَلَابِسَ وَوَضَعَتْهَا فِي الْخِزَانَةِ.

Annem giysileri büküp dolaba koydu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler