bürünmek

تَغَطَّتِ الْمَرْأَةُ بِشَالٍ سَمِيكٍ لِتَحْمِيَ نَفْسَهَا مِنَ الْبَرْدِ.

Kadın, soğuktan korunmak için kalın bir şala büründü.

اتَّخَذَ الْمُمَثِّلُ مَظْهَرًا مُخْتَلِفًا بِسَبَبِ دَوْرِهِ.

Oyuncu, rolü gereği farklı bir karaktere büründü.

İlişkili Kelimeler