تَكَامَلَتِ الثَّقَافَاتُ الْمُخْتَلِفَةُ مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ لِتَشْكِيلِ مُجْتَمَعٍ جَدِيدٍ.
Farklı kültürler zamanla bütünleşerek yeni bir toplum oluşturdu.
تَكَامَلَتِ الثَّقَافَاتُ الْمُخْتَلِفَةُ مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ لِتَشْكِيلِ مُجْتَمَعٍ جَدِيدٍ.
Farklı kültürler zamanla bütünleşerek yeni bir toplum oluşturdu.
تَوَحَّدَتِ الشَّرِكَتَانِ لِتَتَكَامَلَ بِشَكْلٍ أَقْوَى.
İki şirket birleşerek daha güçlü bir şekilde bütünleşti.
اِنْدَمَجَ