bıkmak

لَقَدْ مَلِلْتُ مِنْ تَنَاوُلِ نَفْسِ الْأَشْيَاءِ بِاسْتِمْرَارٍ.

Sürekli aynı şeyleri yemekten bıktım.

لَقَدْ ضَجِرْتُ مِنَ الِانْتِظَارِ كُلَّ هَذَا الْوَقْتِ.

Bu kadar beklemekten bıktım artık.

لَقَدْ سَئِمْتُ مِنْ أَكَاذِيبِهِ، لَا أُصَدِّقُ.

Yalanlarından bıktım artık, inanmıyorum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler