فَعَلَ الطَّبِيبُ كُلَّ مَا فِي وُسْعِهِ لِجَعْلِ مَرِيضِهِ يَتْرُكُ التَّدْخِينَ.
Doktor, hastasına sigarayı bıraktırmak için elinden geleni yaptı.
فَعَلَ الطَّبِيبُ كُلَّ مَا فِي وُسْعِهِ لِجَعْلِ مَرِيضِهِ يَتْرُكُ التَّدْخِينَ.
Doktor, hastasına sigarayı bıraktırmak için elinden geleni yaptı.
كَافَحَتْ عَائِلَتُهُ كَثِيرًا لِحَمْلِهِ عَلَى تَرْكِ عَادَاتِهِ السَّيِّئَةِ.
Ailesi, onu kötü alışkanlıklarını bıraktırmak için çok uğraştı.