bağışlanmak

غُفِرَ لَهُ بَعْدَ أَنِ اعْتَذَرَ بِصِدْقٍ.

İçtenlikle özür dileyince bağışlandı.

أَرَادَ السَّجِينُ أَنْ يَنَالَ الْعَفْوَ لِحُسْنِ سُلُوكِهِ.

Mahkum, iyi halinden dolayı bağışlanmak istedi.

لَقَدْ عَمِلَ بِجِدٍّ لِيَحْظَى بِالْمُسَامَحَةِ عَلَى الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ.

Yaptığı hatadan dolayı bağışlanmak için çok çabaladı.

İlişkili Kelimeler