بَدَأَ الرَّجُلُ بِالصُّرَاخِ عِنْدَمَا غَضِبَ.
Adam sinirlenince bağırmaya başladı.
هَتَفَ الْمُشَجِّعُونَ لِفِرَقِهِمْ.
Taraftarlar takımları için bağırdılar.
زَعَقَ الطِّفْلُ مِنَ الْخَوْفِ.
Çocuk korkudan bağırdı.
رَفَعَ الصَّوْت، جَهَرَ، زَأَرَ، نَعَرَ، جَأَرَ، تَصَاخَبَ