bağrış

أَزْعَجَتْ أَصْوَاتُ الصُّرَاخِ الْمُتَصَاعِدَةُ مِنَ الْغُرْفَةِ أَثْنَاءَ الْجِدَالِ الْجَمِيعَ.

Tartışma sırasında odadan yükselen bağrış sesleri herkesi tedirgin etti.

كَانَ الصِّيَاحُ الْقَادِمُ مِنَ الْحَشْدِ يُشِيرُ إِلَى وُجُودِ خَطَرٍ.

Kalabalıktan gelen bağrış, bir tehlike olduğunu işaret ediyordu.

هُتَافَاتُ الْمُشَجِّعِينَ هَزَّتِ الْمَلْعَبَ مَعَ هَدَفِ الْفَرِيقِ.

Taraftarların bağrışları, takımın golüyle birlikte stadyumu inletti.

İlişkili Kelimeler