ثَارَ الشَّعْبُ ضِدَّ سِيَاسَاتِ الْحُكُومَةِ الْقَمْعِيَّةِ.
Halk, hükümetin baskıcı politikalarına karşı başkaldırdı.
ثَارَ الشَّعْبُ ضِدَّ سِيَاسَاتِ الْحُكُومَةِ الْقَمْعِيَّةِ.
Halk, hükümetin baskıcı politikalarına karşı başkaldırdı.
تَمَرَّدَ الْجُنُودُ عَلَى أَوَامِرِ قَادَتِهِمْ.
Askerler, komutanlarının emirlerine karşı başkaldırdılar.
انْتَفَضَ الْقَرَوِيُّونَ ضِدَّ أُولَئِكَ الَّذِينَ أَخَذُوا أَرَاضِيَهُمْ.
Köylüler, topraklarını ellerinden alanlara karşı başkaldırdılar.