başlıca

الْمَصْدَرُ الرَّئِيسِيُّ لِرِزْقِ هَذِهِ الْمَدِينَةِ هُوَ السِّيَاحَةُ، وَخَاصَّةً فِي فَصْلِ الصَّيْفِ يَأْتِي عَدَدٌ كَبِيرٌ مِنَ السُّيَّاحِ.

Bu şehrin başlıca geçim kaynağı turizmdir, özellikle yaz aylarında çok sayıda turist gelir.

الْهَدَفُ الْأَسَاسِيُّ لِلتَّعْلِيمِ هُوَ تَزْوِيدُ الطُّلَّابِ بِالْمَعْرِفَةِ وَالْمَهَارَاتِ.

Eğitimin başlıca amacı, öğrencilere bilgi ve beceri kazandırmaktır.

أَهَمُّ التَّحَدِّيَاتِ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ هِيَ قُيُودُ الْمِيزَانِيَّةِ وَالْوَقْتِ.

Bu projenin başlıca zorlukları, bütçe ve zaman kısıtlamalarıdır.

Eşdizimler