bahşetmek

مَنَحَ الْمَلِكُ قَائِدَهُ النَّاجِحَ قِطْعَةَ أَرْضٍ كَبِيرَةً.

Kral, başarılı komutanına büyük bir arazi bahşetti.

وَهَبَتِ الطَّبِيعَةُ لِلْإِنْسَانِ جَمَالًا لَا يُحْصَى.

Doğa, insanlara sayısız güzellikler bahşetmiştir.

أَعْطَى اللهُ النَّاسَ الْعَقْلَ وَالْإِرَادَةَ.

Tanrı, insanlara akıl ve irade bahşetmiştir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler