قَفَزَ بِانْدِفَاعٍ دُونَ تَفْكِيرٍ وَعَرَّضَ نَفْسَهُ لِلْخَطَرِ.
Hiç düşünmeden balıklama atladı ve kendini tehlikeye attı.
قَفَزَ بِانْدِفَاعٍ دُونَ تَفْكِيرٍ وَعَرَّضَ نَفْسَهُ لِلْخَطَرِ.
Hiç düşünmeden balıklama atladı ve kendini tehlikeye attı.
أَضْحَكَ الطِّفْلُ الْجَمِيعَ بِالْقَفْزِ رَأْسًا عَلَى عَقِبٍ فِي حَمَّامِ السِّبَاحَةِ.
Çocuk havuza balıklama atlayarak herkesi güldürdü.
يَجِبُ أَنْ تُفَكِّرَ قَلِيلًا بَدَلًا مِنَ الدُّخُولِ فِي هَذَا الْعَمَلِ بِتَهَوُّرٍ.
Bu işe balıklama girmek yerine biraz düşünmelisin.