balaban

رَأَيْنَا رَجُلًا ضَخْمًا عِنْدَ الْبَابِ.

Kapının yanında iri yapılı bir adam gördük.

كَانَ طِفْلٌ سَمِينٌ نَائِماً بَيْنَ ذِرَاعَيْ أُمِّهِ.

Balaban bir bebek, annesinin kollarında uyuyordu.

كَانَ كَلْبٌ كَبِيرٌ يَتَجَوَّلُ فِي الْحَدِيقَةِ.

Bahçede balaban bir köpek dolaşıyordu.

İlişkili Kelimeler