bandıra

عَلَم — أَعْلَام

كَانَ عَلَمُ السَّفِينَةِ يُظْهِرُ بِوُضُوحٍ الدَّوْلَةَ الَّتِي تَنْتَمِي إِلَيْهَا.

Geminin bandırası, hangi ülkeye ait olduğunu açıkça gösteriyordu.

رُفِعَتْ رَايَةُ الْبِلَادِ بِفَخْرٍ وَبَدَأَ الِاحْتِفَالُ.

Ülkenin bandırası, gururla göndere çekildi ve tören başladı.

بَيْرَق — بَيَارِق

فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ لِكُلِّ دَوْلَةٍ بَيْرَقُهَا الْخَاصُّ.

Eski zamanlarda, her devletin kendine özgü bir bandırası vardı.