bardak

كُوب — أَكْوَاب

هَلْ يُمْكِنُكَ مِنْ فَضْلِكَ إِحْضَارُ كُوبٍ مِنَ الْمَاءِ، أَنَا عَطْشَانُ جِدّاً.

Lütfen bana bir bardak su getirir misin, çok susadım.

قَدَح — أَقْدَاح

أُحِبُّ شُرْبَ قَهْوَةِ الصَّبَاحِ مِنْ قَدَحٍ كَبِيرٍ.

Sabah kahvesini büyük bir bardaktan içmeyi seviyorum.

كَأْس — كُؤُوس

شَرِبْتُ الْمَاءَ مِنَ الْكَأْسِ.

Suyu bardaktan içtim.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler