أَقَامَ الْمُتَظَاهِرُونَ حَاجِزًا لِإِغْلَاقِ الطَّرِيقِ.
Göstericiler yolu kapatmak için barikat kurdular.
أَقَامَ الْمُتَظَاهِرُونَ حَاجِزًا لِإِغْلَاقِ الطَّرِيقِ.
Göstericiler yolu kapatmak için barikat kurdular.
وَضَعَ الْجُنُودُ مَتَارِيسَ لِحِمَايَةِ الْمَدِينَةِ.
Askerler, şehri korumak için barikatlar kurdular.
نَصَبَتِ الشُّرْطَةُ حَوَاجِزَ لِلسَّيْطَرَةِ عَلَى الْحُشُودِ.
Polis, kalabalığı kontrol etmek için barikatlar kurdu.