النِّظَامُ الْقَمْعِيُّ يَنْتَهِكُ بِاسْتِمْرَارٍ الْحُقُوقَ وَالْحُرِّيَّاتِ الْأَسَاسِيَّةَ لِلشَّعْبِ.
Baskıcı bir rejim, halkın temel hak ve özgürlüklerini sürekli olarak ihlal eder.
النِّظَامُ الْقَمْعِيُّ يَنْتَهِكُ بِاسْتِمْرَارٍ الْحُقُوقَ وَالْحُرِّيَّاتِ الْأَسَاسِيَّةَ لِلشَّعْبِ.
Baskıcı bir rejim, halkın temel hak ve özgürlüklerini sürekli olarak ihlal eder.
الْعَمَلُ فِي بِيئَةٍ ضَغْطِيَّةٍ يُمْكِنُ أَنْ يُقَلِّلَ مِنْ حَافِزِ الْمُوَظَّفِينَ وَيُقَلِّلَ مِنَ الْإِنْتَاجِيَّةِ.
Baskıcı bir ortamda çalışmak, çalışanların motivasyonunu düşürebilir ve verimliliği azaltabilir.
يُحَاوِلُ الْوَالِدُ الْمُسَيْطِرُ بِاسْتِمْرَارٍ التَّحَكُّمَ فِي قَرَارَاتِ طِفْلِهِ.
Baskıcı bir ebeveyn, çocuğunun kararlarını sürekli olarak kontrol etmeye çalışır.
ضَاغِط، مُتَسَلِّط، تَحَكُّمِيّ، سُلْطَوِيّ، كَابِت، تَسَلُّطِيّ، سَيْطَرِيّ، إِكْرَاهِيّ