batık

السَّفِينَةُ الْغَارِقَةُ فِي الْعَاصِفَةِ تَرْقُدُ فِي قَاعِ الْبَحْرِ.

Fırtınada batan gemi, denizin dibinde yatıyor.

الْمَنَازِلُ الْمَغْمُورَةُ تَحْتَ مِيَاهِ الْفَيَضَانَاتِ فِي حَالَةِ غَرَقٍ.

Sel suları altında kalan evler batık durumda.

أَعْلَنَتِ الشَّرِكَةُ إِفْلَاسَهَا بِسَبَبِ سُوءِ الْإِدَارَةِ.

Şirket, kötü yönetim nedeniyle batık ilan etti.

Ayrıca: مُنْغَرِز

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler