bayılmak

أُغْمِيَ عَلَيْهِ فَجْأَةً وَسَقَطَ عَلَى الْأَرْضِ بَعْدَ الْبَقَاءِ فِي الْحَرَارَةِ.

Sıcakta kalınca aniden bayıldı ve yere düştü.

كَانَتْ تَرْتَدِي فُسْتَانًا جَمِيلًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّنِي أُعْجِبْتُ بِهَا.

O kadar güzel bir elbise giymişti ki, ona bayıldım.

أَمُوتُ مِنَ الضَّحِكِ عِنْدَمَا أَسْمَعُ هٰذِهِ النُّكْتَةَ.

Bu fıkrayı duyunca gülmekten bayılıyorum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler