bayatlamak

تَفْقِدُ الْفَاكِهَةُ نَضَارَتَهَا عِنْدَمَا تَبْقَى فِي الثَّلَّاجَةِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Meyveler buzdolabında uzun süre kalınca bayatlıyor.

لَقَدْ تَقَادَمَ هَذَا الْمَوْضُوعُ كَثِيراً، لَمْ يَعُدْ أَحَدٌ مُهْتَمّاً بِهِ.

Bu konu çok bayatladı, artık kimse ilgilenmiyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler