أُصِيبَ بِالْإِغْمَاءِ بَعْدَ الْوُقُوفِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ فِي الطَّقْسِ الْحَارِّ.
Sıcak havada uzun süre ayakta kalınca baygınlık geçirdi.
أُصِيبَ بِالْإِغْمَاءِ بَعْدَ الْوُقُوفِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ فِي الطَّقْسِ الْحَارِّ.
Sıcak havada uzun süre ayakta kalınca baygınlık geçirdi.
شَعَرْتُ بِدُوَارٍ عِنْدَمَا نَهَضْتُ فَجْأَةً.
Aniden ayağa kalkınca bir baygınlık hissettim.
غَشْي، غَمَاء