bekleyiş

كَانَ الِانْتِظَارُ فِي مَحَطَّةِ الْحَافِلَاتِ مُمِلّاً لِلْغَايَةِ بِالنِّسْبَةِ لِلرُّكَّابِ.

Otobüs durağındaki bekleyiş, yolcular için çok sıkıcıydı.

تَسَبَّبَ التَّرَقُّبُ فِي إِعْلَانِ النَّتَائِجِ فِي تَوَتُّرٍ كَبِيرٍ لَدَى الطُّلَّابِ.

Sonuçların açıklanmasındaki bekleyiş, öğrencilerde büyük bir gerginlik yarattı.

خَلَقَ التَّوَقُّعُ عِنْدَ فَتْحِ عُلْبَةِ الْهَدَايَا بَرِيقًا فِي عُيُونِ الْأَطْفَالِ.

Hediye paketini açarkenki bekleyiş, çocukların gözlerinde ışıltılar oluşturdu.

İlişkili Kelimeler