bel

خَصْر — خُصُور

لَمْ أَكُنْ مُرْتَاحَةً لِأَنَّ خَصْرَ الْفُسْتَانِ كَانَ ضَيِّقًا جِدًّا.

Elbisenin beli çok sıkı olduğu için rahat edemedim.

وَسَط — أَوْسَاط

وَسَطُ السَّفِينَةِ هُوَ الْجُزْءُ الْأَعْرَضُ وَالْأَكْثَرُ صَلَابَةً.

Geminin beli, en geniş ve en sağlam bölümüdür.

حَقْو — أَحْقَاء

يَشْعُرُ بِأَلَمٍ حَادٍّ فِي حَقْوِهِ بَعْدَ التَّمْرِينِ الشَّاقِّ فِي النَّادِي الرِّيَاضِيِّ.

Spor salonunda zorlu egzersizden sonra belinde keskin bir ağrı hissediyor.

Ayrıca: مِسْحَاة، ظَهْر، مِعْوَل

Eşdizimler