لِكَيْ تَنْجَحَ، يَجِبُ أَلَّا تَعْتَمِدَ عَلَى الْحَظِّ فَقَطْ، يَجِبُ أَنْ تَعْمَلَ بِجِدٍّ.
Başarılı olmak için sadece şansa bel bağlamamalısın, çok çalışmalısın.
لِكَيْ تَنْجَحَ، يَجِبُ أَلَّا تَعْتَمِدَ عَلَى الْحَظِّ فَقَطْ، يَجِبُ أَنْ تَعْمَلَ بِجِدٍّ.
Başarılı olmak için sadece şansa bel bağlamamalısın, çok çalışmalısın.
يُمْكِنُكَ أَنْ تَثِقَ بِهِ دَائِمًا، لَنْ يَتْرُكَكَ فِي مُنْتَصَفِ الطَّرِيقِ أَبَدًا.
Ona her zaman bel bağlayabilirsin, seni asla yarı yolda bırakmaz.
أَنَا أَعْتَمِدُ عَلَى مُسَاعَدَتِهِ لِإِكْمَالِ هَذَا الْمَشْرُوعِ.
Bu projeyi tamamlamak için onun yardımına bel bağlıyorum.
عَوَّلَ عَلَى، اِتَّكَلَ