belgelemek

وَثَّقَ الصَّحَفِيُّ ادِّعَاءَاتِ الْفَسَادِ بِالْوَثَائِقِ.

Gazeteci, yolsuzluk iddialarını belgelerle kanıtladı.

سَجَّلَتِ الشُّرْطَةُ مَسْرَحَ الْجَرِيمَةِ بِالصُّوَرِ.

Polis, olay yerini fotoğraflarla belgeledi.

İlişkili Kelimeler