berhayat

كَانَ بَقَاؤُهُ عَلَى قَيْدِ الْحَيَاةِ بَعْدَ الْحَادِثِ مُعْجِزَةً كَبِيرَةً.

Kazadan sonra berhayat kalması büyük bir mucizeydi.

إِنَّهُ لَا يَزَالُ حَيًّا وَيَعِيشُ بِصِحَّةٍ جَيِّدَةٍ.

O hala berhayat ve sağlıklı bir şekilde yaşıyor.