berkemal

أَنْجَزَ العَامِلُ عَمَلًا كَامِلًا.

İşçi kusursuz bir iş yaptı.

جَعَلَ الْفَنَّانُ عَمَلَهُ مُتْقَنًا.

Sanatçı, eserini berkemal bir hale getirdi.

يَجِبُ أَنْ يَكُونَ كُلُّ شَيْءٍ تَامًّا.

Her şey berkemal olmalı.