رَأَيْتُ زَهْرَةً بَيْضَاءَ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede beyazlı bir çiçek gördüm.
رَأَيْتُ زَهْرَةً بَيْضَاءَ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede beyazlı bir çiçek gördüm.
رَأَيْنَا عَرُوسًا ذَاتَ لَوْنٍ أَبْيَضَ فِي حَفْلِ الزِّفَافِ.
Düğünde beyazlı bir gelin gördük.