beyazlık

غَطَّى بَيَاضُ الثَّلْجِ كُلَّ مَكَانٍ.

Karın beyazlığı her yeri kaplamıştı.

كَانَ الشُّحُوبُ فِي وَجْهِهِ عَلَامَةً عَلَى مَرَضِهِ.

Yüzündeki beyazlık, hastalığının belirtisiydi.

كَانَتْ نَصَاعَةُ الْقُطْنِ مُبْهِرَةً.

Pamuğun beyazlığı göz kamaştırıcıydı.

İlişkili Kelimeler