beyin yıkamak

السِّيَاسِيُّونَ يَكْذِبُونَ لِغَسْلِ أَدْمِغَةِ النَّاسِ.

Politikacılar halkın beynini yıkamak için yalanlar söylüyorlar.

يَتَلَاعَبُ زَعِيمُ الطَّائِفَةِ بِعُقُولِ أَتْبَاعِهِ وَيُسَيْطِرُ عَلَيْهِمْ.

Tarikat lideri müritlerinin beynini yıkayarak onları kontrol ediyor.

تُؤَثِّرُ وَسَائِلُ الْإِعْلَامِ عَلَى أَفْكَارِ النَّاسِ وَتُغَيِّرُ عَادَاتِهِمُ الِاسْتِهْلَاكِيَّةَ بِغَسْلِ أَدْمِغَتِهِمْ.

Medya insanların beynini yıkayarak tüketim alışkanlıklarını değiştiriyor.

İlişkili Kelimeler