عَمِلُوا لِسَاعَاتٍ لِتَزْيِينِ قَاعَةِ الزِّفَافِ بِالْوُرُودِ وَالْبَالُونَاتِ الْمُلَوَّنَةِ.
Düğün salonunu rengarenk çiçekler ve balonlarla bezemek için saatlerce uğraştılar.
عَمِلُوا لِسَاعَاتٍ لِتَزْيِينِ قَاعَةِ الزِّفَافِ بِالْوُرُودِ وَالْبَالُونَاتِ الْمُلَوَّنَةِ.
Düğün salonunu rengarenk çiçekler ve balonlarla bezemek için saatlerce uğraştılar.
قَالَ الْفَنَّانُ إِنَّهُ يُرِيدُ زَخْرَفَةَ اللَّوْحَاتِ فِي مَعْرِضِهِ بِأَوْرَاقِ الذَّهَبِ.
Sanatçı, sergisindeki tabloları altın varaklarla bezemek istediğini söyledi.
تَجْمِيلُ الْحَدِيقَةِ بِالْوُرُودِ الْمُلَوَّنَةِ غَيَّرَ مَظْهَرَ الْمَنْزِلِ بِالْكَامِلِ.
Bahçeyi rengarenk çiçeklerle bezemek, evin görünümünü tamamen değiştirdi.
زَانَ، كَلَّلَ، رَصَّعَ، رَقَشَ، زَرْكَشَ