تَاجِر — تُجَّار
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ التُّجَّارُ يَنْقُلُونَ بَضَائِعَهُمْ إِلَى أَرَاضٍ بَعِيدَةٍ.
Eski zamanlarda bezirgânlar mallarını uzak diyarlara taşırlardı.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ التُّجَّارُ يَنْقُلُونَ بَضَائِعَهُمْ إِلَى أَرَاضٍ بَعِيدَةٍ.
Eski zamanlarda bezirgânlar mallarını uzak diyarlara taşırlardı.
كَانَ الْبَاعَةُ الْمُتَجَوِّلُونَ يَتَجَوَّلُونَ فِي الْقُرَى وَيَبِيعُونَ مُنْتَجَاتٍ مُخْتَلِفَةً.
Bezirgânlar köyleri dolaşarak çeşitli ürünler satarlardı.
كَانَ بَعْضُ الْمُرَابِينَ يَسْتَغِلُّونَ النَّاسَ بِإِقْرَاضِهِمْ بِفَائِدَةٍ عَالِيَةٍ.
Bazı bezirgânlar, yüksek faizlerle borç vererek insanları sömürürlerdi.