يَجِبُ عَلَى الْبُسْتَانِيِّ أَنْ يَقُصَّ الْعُشْبَ فِي الْحَدِيقَةِ بِانْتِظَامٍ.
Bahçıvan, bahçedeki çimleri düzenli olarak biçmek zorunda.
يَجِبُ عَلَى الْبُسْتَانِيِّ أَنْ يَقُصَّ الْعُشْبَ فِي الْحَدِيقَةِ بِانْتِظَامٍ.
Bahçıvan, bahçedeki çimleri düzenli olarak biçmek zorunda.
اسْتَيْقَظَ الْمُزَارِعُ بَاكِرًا لِيَجُزَّ الْقَمْحَ فِي حَقْلِهِ.
Çiftçi, tarlasındaki buğdayı biçmek için sabah erkenden kalktı.
اسْتَخْدَمَ الْخَيَّاطُ مِقَصًّا حَادًّا لِقَطْعِ الْقُمَاشِ بِعِنَايَةٍ.
Terzi, kumaşı dikkatlice biçmek için keskin bir makas kullandı.
حَصَدَ