اسْتَمَرَّ فِي حَيَاتِهِ وَهُوَ غَيْرُ مُدْرِكٍ لِمَا حَدَثَ.
Olanlardan bihaber bir şekilde hayatına devam etti.
اسْتَمَرَّ فِي حَيَاتِهِ وَهُوَ غَيْرُ مُدْرِكٍ لِمَا حَدَثَ.
Olanlardan bihaber bir şekilde hayatına devam etti.
قَالَ إِنَّهُ جَاهِلٌ تَمَامًا بِالْمَوْضُوعِ.
Konu hakkında tamamen bihaber olduğunu söyledi.
كَانَ يَسِيرُ فِي الطَّرِيقِ وَهُوَ غَيْرُ عَالِمٍ بِالْخَطَرِ.
Tehlikeden bihaber bir şekilde yolda yürüyordu.