أَخَذَنِي أَبِي إِلَى الْمَزْرَعَةِ لِيُرْكِبَنِي عَلَى الْحِصَانِ.
Babam beni ata bindirmek için çiftliğe götürdü.
أَخَذَنِي أَبِي إِلَى الْمَزْرَعَةِ لِيُرْكِبَنِي عَلَى الْحِصَانِ.
Babam beni ata bindirmek için çiftliğe götürdü.
اسْتَغْرَقَ تَحْمِيلُ الْجُنُودِ عَلَى السَّفِينَةِ وَقْتًا طَوِيلًا.
Askerleri gemiye bindirmek uzun sürdü.
نَجَا السَّائِقُ فِي اللَّحْظَةِ الْأَخِيرَةِ مِنْ صَدْمِ السَّيَّارَةِ بِالْحَائِطِ.
Şoför, arabayı duvara bindirmekten son anda kurtuldu.